Teorik SEO
Trend

SEO’ya İlişkin Doğru Bilinen Yanlışlar

Konu şehir efsaneleri olduğunda özellikle de internet temelli efsaneler olduğunda pek çok varsayım zararsızdır.  Gündelik hayatta sık duyduğumuz efsanelerin internet versiyonları pek çok durumda zararsız olsalar da konu SEO olduğunda doğru bilinen yanlışlar sitenizin istemediğiniz senaryolar yaşamasına sebebiyet verebilir yada enerjinizi hiç gerekmeyen bir konu, alan hakkında boş yere tüketmenize neden olabilir.

SEO vb internet içerisinde kullanılan bilgi temelli konularda etrafta dolaşan bilgi kirliliği ve efsaneler çoğu zaman web sitelerinin yöneticileri ve hatta uzman ekipleri bile yanıltıcı olabilmektedir. Bu nedenle bugün ki yazımızın konusu SEO hakkında doğru bilinen yanlışlar üzerine olacak ve mümkün olduğunca SEO mitlerini (SEO Efsanelerini) çürütmeye gayret göstereceğiz.

SEO’ya İlişkin Doğru Bilinen Yanlışlar

1. SEO Yavaş Yavaş Ölüyor (Değer Kaybediyor)

Şehir efsanesi olarak söyleyebileceğimiz söylemlerden belki de en önemlisi SEO ölüyor olarak kitleler tarafından çeşitli tartışma platformlarında kullanılan ifadelerdir.

SEO’nun öldüğü yada SEO uzmanlarına artık yavaş yavaş gerek kalmayacağı ile alakalı söylemler kesinlikle efsane diyebileceğimiz gündelik verilerden uzak en azından yakın gelecekte gerçekleşmesi pek mümkün olmayan söylemlerden bir tanesidir.

Artan internet kullanımı ve korona süreci ile başlayan e-Ticaret’in giderek kuvvetlenmesi süreci ile Dijital Pazarlama başta olmak üzere internet temelli pek çok mesleğin önemi katlanarak artmıştır.

Bunun en temel sebebi daha öncesinde pek çok şirketin internet için gereken önemi vermemesi ve talihsiz bir şekilde başlayan korona sürecinde internetin maddi kazanım ve kolaylıklarının başta orta ve küçük ölçekli şirketler olmak üzere büyük şirketler içinde fark edilmesidir.

SEO Google Trends verileri
Google Trends 5 Yıllık SEO Aranma Verileri

SEO’nun gelişimi ile alakalı gözlem yapabileceğiniz araçlardan bir tanesi en basit kullanımı ile Google’ın Trends aracıdır.

İlgili araç üzerinde SEO’nun 5 yıllık verilerini incelediğimizde üstteki görselde görebileceğiniz gibi SEO’nun aranma hacmi özellikle 2018 yılının başları itibariyle ciddi bir pik yaşamış ve sonrasında stabil olarak devam eden artış 2020 yılının mart sonu itibariyle tekrardan bir pik yaşayarak yükselişe geçmiş.

Korona’nın özellikle 2020 mart sonu itibariyle Türkiye’de yaygınlaşması ile birlikte üstte belirttiğimiz e-ticaretin ve internete olan ilgilininde artması ile birlikte SEO ve internet mesleklerinin bilinirliği ve aranma hacimleride artış göstermiştir.

Yalnızca bu veri ve üstteki görselden hareketle dahi SEO’nun günümüzde ve yakın gelecekte ölmeyeceğini uzun vadede yalnızca şekilde değiştirebileceğini (farklı bir yöne doğru evrimleşeceğini) söyleyebiliriz. Bu nedenle SEO ölüyor ifadesi tam anlamıyla bir şehir efsanedir ve herhangi bir gerçekliği, geçerliliği yoktur.

2. SEO Yalnızca 1 Kez Dikkat Edilmesi Gereken Bir Konudur

SEO ile alakalı önemli bir diğer efsanelerden biride SEO’nun yalnızca bir kez uygulanması gereken sonrasında sitenin kendi akışı içerisinde yolunu bulacağı söylemidir. Pek tabiki sitenizin rekabeti ve sitenize verdiğiniz değere göre sitenizde 1 kereye mahsus SEO odaklı çalışmalar gerçekleştirerek sonrasında sitenizi adeta bakımsız bir bahçe gibi bırakabilirsiniz.

Bu noktada kişisel tercihler ön planda olmak ile birlikte özellikle profesyonel internet dünyasında SEO’yu bir kere uygulayıp bırakmak bir siteye yapılabilecek en kötü yatırımlardan bir tanesi olacaktır.

Üst kısımda belirttiğimiz gibi artan internet kullanımı ve rekabete paralel olarak SEO çalışmalarının önemide büyük ölçüde artış göstermiştir. Sektör içerisinde internet sitelerinin sıralama kat etmek için uyguladıkları taktik ve yöntemler gelişim gösterdikçe geçtiğimiz son 10 yıl içerisinde uygulanan basit taktikler ile sıralama alma durumları giderek tarihe karışmıştır.

Bugün küçük ve orta ölçekli siteler başta olmak üzere özellikle tüm marka bilinirlikleri, reklamlar ve trafik otoritelerine rağmen büyük markalar dahi SEO süreçlerine yoğun ilgi göstermek durumundadırlar. Çünkü göstermedikleri takdirde kendileri ile benzer kategoride yayın yapan site ve şirket sayısında yaşanan büyük artıştan ötürü hiç ummadıkları bir anda SEO (Arama motoru) kaynaklı elde ettikleri yüzlerce belki milyonlarca trafiği kaybetme ile karşı karşıya gelebilirler.

Google başta olmak üzere arama motorları artan internet rekabetinde siteleri bir sıralama skalasına oturtabilmek adına her yıl yüzlerce algoritma değişikliği yapmakta ve sıralamayı belirleme noktasında siteleri daha iyi analiz edebilmek için mikronluk belki de hiç tahmin dahi edemeyeceğiniz çok ufak detayları incelemektedirler. Bu nedenle yalnızca Google’ın yıl içerisinde yaptığı algoritma değişikliklerine uyum sağlamak ve rakiplerin gerisinde kalmamak adına dahi SEO süreçleri düzenli ve stabil şekilde uygulanmalıdır.

https://moz.com/google-algorithm-change Moz tarafından bu adreste paylaşılan Google algoritma güncellemeleri yıllara göre incelediğinizde her geçen yıl çok daha fazla sayıda duyurulan temel (core) update güncellemesi olduğunu ve her geçen yıl Google’ın çok daha derin ve incelikli konulara ağırlık verdiğini görüntüleyebilirsiniz.

Tüm bu sebeplerden hareketle SEO’nun 1 kere uygulanması gereken bir çalışma olduğunu düşünmek ve bunu bir söylem haline getirmek tam anlamıyla bir şehir efsanedir ve herhangi bir geçerliliği yoktur.

3. Google Reklamları Sıralama Üzerinde Doğrudan Etkilidir

Üstteki 2 şehir efsanesine ek olarak internet sitesi sahiplerinin yoğun olarak zarar gördüğü en tehlikeli gruptaki efsanelerden bir tanesi de Google reklamları ve SEO arasındaki ilişkiyi özetleyen bu ifadedir.

Burada belirtilen Google reklamları ile sıralamalar arasındaki ilişkinin bu şekilde basite indirilmesi pek çok internet sitesi sahibinin olmadık zamanda olmadık stratejiler ile reklamlara ağırlık vermesine ve normalde çok daha başarılı şekilde yapabilecekleri yatırımları yanlış zamanlarda yanlış şekilde harcamalarına sebebiyet verebilmektedir.

https://ads.google.com/home/resources/seo-vs-ppc/ buradaki Google adresi üzerinde okuyabileceğiniz gibi Google ADS üzerinde yayınlanan reklamlar, web sitelerinin sıralamasının belirlenmesinde doğrudan bir şekilde kesinlikle ama kesinlikle etkili değildir.

Google Ads ile SEO arasındaki İlişki
Google Ads ile Google Sıralamaları Arasındaki İlişki – Kaynak: Google

Üstteki kaynak içerisinde ve görselde görebileceğiniz gibi Google’ın da ifade ettiği şekilde Google ads üzerinde yayınlanan reklamlar ile sıralama arasında herhangi bir doğrudan ilişki mevcut değildir. Ancak Google ads reklamları doğru kullanıldığında SEO stratejisine çok başarılı şekilde entegre edilerek web siteleri için trafik otoritesinin oluşturulmasında ve rakiplerin arama sorgularından elde ettiği trafiğin zayıflatılmasında etkili bir araç olarak kullanabilir.

Bu yönüyle Google reklamları başarılı bir SEO aracı olabilirken özellikle küçük ve orta ölçekli özelliklede yeni açılmış web siteleri için sıralamanın artışını tetikleyici temel bir metrik değildir. O nedenle sitelerin özellikle teknik ve on page (content) SEO çalışmalarının yapılmadığı durumda Google reklamları sıralamanın artışında kurtarıcı olmayacaktır.

4. Backlinkler Önemini Kaybetti – PageRank Önemsizdir

Google’ın Algoritmasının yıllar içerisinde değişmeyen yegane dayanak noktalarından bir tanesi olan backlinkler, günümüzde hala önemini koruyan ve yakın gelecekte önemini kaybedecek gibi görünmeyen son derece önemli sıralama metrikleridir.

Gelişen algoritmalar ile birlikte backlink önem skalasında herhang bir değişikliğe uğramazken backlinklerin işleme alınış metodu, zararlı backlinklerin belirlenmesi gibi konularda bazı değişiklikler meydana gelmiştir. Ancak kesinlikle pagerank (sayfa otoritesi – değeri) ve backlinklerin öneminde herhangi azalma söz konusu değildir.

Google uzmanlarından Gary Illyes tarafından atılan bu tweet üzerinde okuyabileceğiniz gibi Google backlinklere yönelik algoritma değişiklikleri yapsa dahi henüz sayfaların pagerank değerleri ile alakalı herhangi bir değişikliğe gidilmemiştir.

Backlinkler ile alakalı daha detaylı bilgi edinmek için Backlink Nedir? isimli içeriğimizi ziyaret edebilirsiniz.

5. Sürekli Yenilenen, Taze İçerikler Daha İyi Sıralama Elde Eder

Google’ın düzenli güncellenen içerikleri sevdiği doğrudur. Ancak burada dikkat edilmesi gereken temel kıstas hangi içeriğin ne şekilde güncellendiğidir. Yani bir içeriği güncellerken dikkat etmeniz gereken konu, güncelleme sonrası içeriğin yapısal anlamda değişip değişmediği analiz etmek ve güncellemenin kullanıcıya sağlayacağı yeni katkıyı belirlemektir.

Örneğin: Şeker hastalığına iyi gelen bir karışım ile alakalı bir içerik hazırladığınızı düşünelim. Hazırladığınız bu karışımın sağladığı katkı ile alakalı yeni bir bilgi öğrendiyseniz yada karışımın formülünü değiştirdiyseniz bu içeriği güncellemeniz hem kullanıcı için hemde Google için faydalı bir harekettir. Bu tarz bir durumda Google memnuniyetle içeriğinizi gelip tarayacaktır.

Ancak yapısal anlamda yada katkı anlamında içerikte herhangi bir değişiklik durumu söz konusu değilse yalnızca Google’ın içeriği tekrar taraması için yazıda yapılacak ufak metinsel değişiklikler yada eklemeler içeriğin sıralama artışını kesinlikle ama kesinlikle tetiklemez.

Bir içerik üzerinde güncelleme tazeleme yapmanız için o içeriğin gerçekten bir güncelleme almış olması yada içeriği yeniden yazmak istemeniz gibi ekstra konuların gündeme gelmiş olması gerekir. Onun dışında ekleme yada çıkarma yapma ihtiyacı duymadığını durumlarda yalnızca tarih güncellemesi yapmanız sonuca etki etmeyecektir.

Özetle: Tazelik, arama sorgusuna göre değişen bir sıralama metriğidir. Yani yıllar içerisinde içerik anlamında hiç değişikliğe uğramamış herkes tarafından aynı ve stabil olarak bilinen bir içeriğin tarihini yada yapısını değiştirmek o içeriğe katkı sağlamayacaktır.

Güncellik ve Google Sıralaması Örneği
2016 Yılında Yayınlanmış ve Hala 0. Sırada Olan Örnek Bir Haber İçeriği

Üstte belirtiğimiz konuya iyi bir örnek olarak görseldeki durumu gösterebiliriz. 2016 yılında Sabah haber sitesi tarafından yayınlanmış menemen nasıl yapılır içeriği, yıl 2020 olmasına rağmen herhangi bir güncelleme almadan hala stabil olarak 0. sıradaki yerini korumaktadır.

Bu arama sorgusu için rakipleri ne kadar içeriklerini güncel tarihle değiştirirlerse değiştirsinler Menemen’in yapılışı ile alakalı 2020 yılında herhangi bir teknik değişiklik olmadığı sürece yada tarifte bir farklılık yapılmadığı sürece Sabah haber sitesinin 2016 yılında paylaşılmış bu içeriği 0. sıradaki yerini koruyacaktır.

6. Sosyal Sinyaller Sıralama Artışına Katkı Sağlar

Konu SEO’ya ilişkin doğru bilinen yanlışlar olduğunda SEO sektörü içerisinde pek çok kişi tarafından sıkı bir şekilde savunulan SEO efsanelerinden bir tanesi olan sosyal sinyallerin sıralama artışı konusunun net ve kesin olarak herhangi bir geçerliliği söz konusu değildir.

Sosyal medya platformları üzerinde paylaşım yaparak elde edilen sosyal sinyaller, dolaylı yollardan siteye kullanıcının gelmesi ile siteye trafik otoritesi noktasında bir miktar katkı sağlayabilir ancak buradaki temel kriter paylaşılan sosyal medya hesaplarının mevcutta bir kitleye sahip olmuş olmasıdır.

Yani herhangi bir kullanıcı kitlesine sahip olmayan sosyal medya profillerinde yapılan sayısız paylaşım çok az kişi tarafından görüntüleneceğinden trafik otoritesi noktasında katkısı zayıf olacak ve siteye dolaylı yada doğrudan ciddi bir SEO katkısı sağlamayacaktır.

Google uzmanlarından John Mueller’in katılımı ile gerçekleşen Google Webmaster Office Hours toplantısında da sosyal sinyallerin doğrudan bir sıralama metriği olmadığı ve sıralama artışını tetiklemediği belirtilmiştir. Bu nedenle sosyal sinyallerin bir sıralama metriği olduğu ve doğrudan şekilde sıralama artışına katkı sağladığı ifadesi bir SEO efsanesidir.

7. Anahtar Kelime Analizi Önemsizdir

Tek bir sayfanın pek çok anahtar kelimede gösterim elde ediyor olması günümüzde pek çok kişinin anahtar kelime analizinin artık önemsiz olduğu düşüncesine kapılmasına ve anahtar kelime analizinin öldüğüne dair ifadeler kullanmasına sebep olmaktadır. Ancak işi derinlemesine incelediğimizde tek bir sayfa pek çok anahtar kelimede gösterim elde ediyor olsada günümüzde hala çok ufak farklar ile web siteleri yanlış anahtar kelimelerde gösterim alarak doğru hedefleme ile elde edecekleri görünürlük ve tıklamaları kaçırmaktadırlar.

Bunun için basit bir örnek verelim;

Maldiv turu kelimesi aranma hacmi - Semrush
Maldiv Turu Aranma Hacmi – Kaynak: Semrush

Semrush üzerinde Maldiv turu anahtar kelimesinin hacmini incelediğimizde ilgili kelimenin 140 aylık aranma hacmine sahip olduğunu görüntülüyoruz.

Bunun en temel nedeni, adaların isminin maldiv değil maldivler olması ve yalnızca çok az bir kullanıcı kesiminin bunu maldiv olarak aratıyor olmasındandır.

Maldivler turu aranma hacmi - Semrush
Maldivler Turu Aranma Hacmi – Kaynak: Semrush

Aynı anahtar kelimenin doğru versiyonu olan Maldivler turu kelimesine baktığımızda aranma hacminin 8100’e fırladığını görüntülüyoruz. Buradaki temel fark yalnızca ler eki olmasına rağmen aradaki arama hacim farkı yaklaşık 8000 seviyesinde.

Gördüğünüz gibi günümüzde ne kadar basit bir fark olan ler ekinin aranma hacminde ve arama sorgularında yaşattığı farkı burada net olarak görüntüleyebilirsiniz. Bu noktada maldivler üzerine tur satışı yapan bir web sitesi bu durum ile alakalı bir anahtar kelime analizi gerçekleştirmez ise ve meta title, meta description, sayfa url adresi ve heading etiketlerinde Maldiv turu anahtar kelimesi üzerinden hedefleme yaparsa çok ciddi bir trafik potansiyelini elinin tersiyle itmiş olacaktır.

SEO çalışmalarımız süresince çok sayıda web sitesinde rastladığımız bu tarz hatalı anahtar kelime kullanımlarının en temel nedeni, anahtar kelime analizinin artık gereksiz olduğu ile alakalı efsanenin dilden dile yayılıyor olması ve anahtar kelime analizine gereken öneminin verilmemesindendir.

Özetle: Anahtar kelime analizi, gelişmiş güncel algoritmalar içerisinde hala önemini koruyan ve web siteleri için hedef odaklı SEO stratejileri geliştirmede tartışmasız çok kritik bir rol üstelenen önemli bir çalışmadır.

Anahtar kelime analizi nasıl yapılır? Detaylıca Öğrenmek için içeriğimizi ziyaret edebilirsiniz.

8. Uzun Kuyruk Kelimelerde Hızlıca Sıralama Alabilirsiniz

Konu SEO’ya ilişkin doğru bilinen yanlışlar olduğunda belki de en başta yazılması gereken SEO konularından olan uzun kuyruklu kelimeler, çoğu durumda bahsedildiği şekilde her web sitesinin hızlıca sıralama alabileceği kelime tipleri değillerdir.

Geçtiğimiz yıllar içerisinde gerçekten uzun kuyruklu kelimeler, çoğu arama sorgusu için hemen her web sitesinin hızlıca sıralama alabileceği görece jenerik ve diğer tarzdaki kelime gruplarına nazaran kolay kelime öbekleriydiler. Günümüz algoritması içerisinde de çoğu arama sorgusu için sıralama alma noktasında özellikle jenerik sorgulara nazaran kolay olan uzun kuyruklu kelimeler, günümüzde artan sesli arama sorguları ve artan web site, içerik sayısına paralel olarak sıralama edinilmesi zorlu kelimeler halini almışlardır.

Evde Nasıl Kilo Verilir Aranma Hacmi ve Kelime Rekabeti
Evde Nasıl Kilo Verilir – Aranma Hacmi ve Kelime Rekabeti

Örneğin: Üstteki görselde güzel bir örneğini göreceğiniz Evde Nasıl Kilo Verilir anahtar kelimesi için bir kontrol sağladığımızda hacim olarak aylık tahmini 1000 aranma hacmine sahip ve oldukça long tail bir anahtar kelime olan bu sorgunun Keyword difficulty yani anahtar kelime zorluğuna baktığımızda 100 üzerinden 94 yani oldukça zor bir kelime olduğunu görüntülüyoruz.

Halbuki kilo verme konusu içerisinde aylık 1000 aranma hacmi oldukça düşük olmasına rağmen çok sayıda önemli sitenin bu kelimede yer alıyor olması sebebiyle kelimenin rekabeti oranı ciddi seviyede yüksektir. Bu bilgiden hareketle üstte belirttiğimiz SEO efsanelerinden olan uzun kuyruk anahtar kelimelerde sıralama almak kolaydır ifadesini benimseyen bir web sitesi bu kelime için rekabet hedeflemesi yaptığında muhtemelen başarısız olacaktır.

Bu sebeple üstte belirttiğimiz anahtar kelime analizinin önemini de destekler nitelikte olan bu örnekten ve bilgiden hareketle uzun kuyruk anahtar kelimelerde sıralama almak kolaydır ifadesinin bir SEO efsanesi olduğunu söyleyebiliriz.

9. Kopya İçerikler Penaltı Cezasına Neden Olur

Kopya içerikler konusu ile alakalı SEO sektöründe en yaygın kullanılan SEO efsanelerinden bir tanesi olan bu ifade geçtiğimiz yıllar içerisinde pek çok defa SEO uzmanları (Matt Cuts – 2013 ve Andrey Lipattsev – 2016) tarafından yalanlanmıştır.

Kopya içerik sorunu site içerisinde özgün bir metnin (içeriğin) başka bir url ile site içerisinde tekrar kullanılması durumu sonucu ortaya çıkıyor ise bu durum kesinlikle siteniz için bir duplicate content (kopya içerik) penaltısı yada cezalandırması durumunu ortaya çıkarmaz.

Buradaki cezalandırma normal şartlar altında Google’ın yapılmasını önermediği işlemleri hayata geçirdiğinizde sitelerin başına gelen sıralamadan ve indeksten silinme durumlarını ifade etmektedir. Duplicate content durumunda sitenin ilgili içerikte sıralama kaybı yaşaması bir penaltı cezası değil içeriklerin birbiri ile rekabete girmesi durumundan kaynaklanan standart bir sıralama kaybıdır. İki durum birbiri ile karıştırılmamalıdır.

Örneğin: https://www.dijitalzade.com/seo-nedir/ ilk paylaşılan orjinal içeriğin bu olduğunu düşünelim.

https://www.dijitalzade.com/seo/seo-nedir/ da duplicate durumunda olan içerik olsun.

Buradaki örnekteki gibi aynı içeriğin site içerisinde başka bir url üzerinden ulaşılabilir olması bir duplicate content sorunudur. Bu durumda Google seo-nedir içeriği için hangi url deki sayfanın sıralamaya alınacağını belirlemek için canonical etiket gibi önemli bilgilendiricileri kontrol ederek sorunu kendi algoritması içerisinde çözmeye çalışır. Ancak canonical işaretlemesi gibi önemli işaretlemelerin doğru yapılmadığı durumda bu tarz bir duplicate content durumunun yaşanması her iki url’nin de birbiri ile rekabete girmesini ve içeriğin normalde hak ettiği sıralamadan çok daha kötü pozisyon almasına sebebiyet verecektir. Ancak yaşanacak bu sorun penaltı cezalarının dışarısında kalan klasik hatalı site mimarisinden kaynaklanan sıralama kaybı sorunudur.

10. Bounce Rate (Hemen Çıkma Oranı) SEO Sıralamalarını Etkiler

SEO’ya ilişkin doğru bilinen yanlışlar makalemizin en sonuna sakladığımız hemen çıkma oranı konusu bugün günümüzde pek çok sektörde bilinen SEO uzmanı tarafından dahi savunulan ve pek çok SEO uzmanının da henüz net bir fikir birliğine varmadığı önemli ve site sahiplerinin SEO stratejilerini ciddi ölçüde etkileyen mitlerden bir tanesidir.

Hemen çıkma oranlarının Google sıralamalarını etkilediğine dair henüz net olarak paylaşılmış bir veri yokken, Dijitalzade.com olarak biz gerçekleştirdiğimiz pek çok SEO projesinde deneyimlediğimiz verilerden hareketle hemen çıkma oranlarının arama sonuçları sıralamasını etkilemede herhangi hiç bir etkisinin olmadığını söyleyebiliriz.

%84 hemen çıkma oranına sahip bir site 60 içeriğinden 50 tanesinde ilk sayfada hatta ilk 3 de yer alırken hemen çıkma oranı %55 olan bir site içeriklerinin %70’lik bölümünde 2 hatta 3 sayfa ve daha ilerisinde olabilmektedir.

Gary Illyes tarafından da 2017 yılında belirtilen bounce rate ve SEO sıralamaları ile alakalı soru işaretleri ve ilişki gary Illyes’a ek olarak Google Webspam direktörlerinden Matt Cutts tarafından da benzer ifadelerle yalanlamıştır.

Video içerisinden Matt Cutts tarafından cevaplanan Analytics verileri ile SEO sıralamaları arasında herhangi bir ilişki varmı sorusuna erişebilirsiniz.

Google uzmanları tarafından paylaşılan bu bilgilerden hareketle hemen çıkma oranının, arama sonuçlarındaki sıralamaları etkilediği ifadesinin bir SEO efsanesi olduğunu söyleyebiliriz.

Dijitalzade

Dijitalzade.com 2019 yılında SEO profesyoneli Oskay GÜNAÇAR tarafından kurulmuş olan bir Dijital Pazarlama ve SEO bloğudur. Sektör içerisinde çalıştığımız çok sayıda başarılı, büyük websitesinin yönetim ve geliştirme (SEO) süreçlerinden elde ettiğimiz uzmanlık ve deneyimlerimizi paylaşmayı amaçladığımız web sitemiz üzerinden doğru ve kaliteli bilginin kolay ulaşılabilir olmasını amaçlamaktayız.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu